SK ShadowingKorean

En Önemli İngilizce Kelime Öbekleri ve Kelimeler

Page 41 of 50 · Choose the right translation

▶ Watch on YouTube

  1. Judy onu seviyor.

    • That cannot be true.O, doğru olamaz.
    • She got him drunk.Onu sarhoş etti.
    • I can't take it any more.Artık onu alamam.
  2. Ondan uzak durun.

    • I'll take that.Onu alacağım.
    • Forget about that right now.Onu derhal unut.
    • Tom is dancing.Tom dans ediyor.
  3. Bir menü göreyim.

    • I made three errors.Üç hata yaptım.
    • It was very beautiful.O çok güzeldi.
    • This is not good at all.Bu hiç iyi değil.
  4. Ona sözlükte bak.

    • That would be fine.Bu iyi olurdu.
    • It's very old.Bu çok eski.
    • Give those to Tom.Onları Tom'a ver.
  5. Meg resmi boyadı.

    • That was some storm.O, bir fırtınaydı.
    • I said that.Onu söyledim.
    • I would like that.Onu istiyorum.
  6. Kimse emin değil.

    • There is no salt left.Hiç tuz kalmadı.
    • Keep away from me.Benden uzak durun.
    • That's really sad.O gerçekten üzücü.
  7. Şimdi lütfen git.

    • I've got a partner.Bir arkadaşım var.
    • She's a good person.O iyi bir insan.
    • I'm confident.Ben eminim.
  8. Kalemi yerden al.

    • Leave now.Şimdi terk et.
    • Tom is wonderful.Tom harika.
    • It's red.Bu kırmızı.
  9. Lütfen susuz gel.

    • Tom is in luck.Tom şanslı.
    • This is a great moment.Bu harika bir an.
    • That's way too much.O çok fazla.
  10. Lütfen bize uğra.

    • Tom is plastered.Tom sarhoş.
    • The girl is lonely.Kız yalnız.
    • You are tallest.Sen en uzunsun.
  11. Lütfen emin olun.

    • There were enough.Yeterince vardı.
    • I'll take that.Onu alacağım.
    • I found the room empty.Odayı boş buldum.
  12. Posta ile gönder.

    • It happens sometimes.Bazen olur.
    • I borrowed it.Onu ödünç aldım.
    • The girl appeared sick.Kız hasta göründü.
  13. O, elmayı ısırdı.

    • Give me the book.Bana kitabı verin.
    • This is necessary.Bu gerekli.
    • Tell the truth.Gerçeği söyle.
  14. Ona ihtiyacı var.

    • Let's play something.Bir şey oynayalım.
    • There was a moon that night.O gece ay vardı.
    • She is Canadian.O Kanadalı.
  15. O bana söylemedi.

    • John works hard.John sıkı çalışır.
    • Mary is mine.Mary benim.
    • That’s actually the truth.Aslında o gerçek.
  16. O bir para buldu.

    • How lovely!Ne kadar hoş!
    • There is no other way.Başka yolu yok.
    • Good for you.Senin için iyi.
  17. Bana iyi geliyor.

    • That's the only way.Bu tek yol.
    • Let's play something.Bir şey oynayalım.
    • She looked up at him.O ona baktı.
  18. O gün gelecektir.

    • These things do happen.Bu şeyler olur.
    • This place is all right.Bu yer iyi.
    • Someone called.Biri aradı.
  19. O tam onun tarzı.

    • Leave us.Bizi bırak.
    • The woman is ready.Kadın hazır.
    • The two left.İki kişi gitti.
  20. O doğru değildir.

    • It's my CD.O benim CD'im.
    • How lovely!Ne kadar hoş!
    • There's been an accident.Bir kaza oldu.
BackNext

영어 기초 · 공부법 →